“Kriz bunalım derken
Bilançoya bir baktık
Bu yıl iki misli kâr
Hayret şu işe bak sen
Nerden geldi bu kârlar
Kime gitti bu kârlar
Ekonomi tıkırında
Ekonomi tıkırında”
Timur Selçuk’un ünlü şarkısının bu sözleri, 12 Eylül öncesinin bunalımlı dönemlerinde toplumda yaşanan sıkıntıyı çok etkili bir şekilde yansıtırdı.
Bugüne de ışık tutan bu sözler, bana şimdilerde televizyonda sıkça çıkan bir reklamı anımsatıyor.
Memleketin sanayi devleri, gülen yüzlerle ekrandan vatandaşın gözünün içine bakarak şu reklam sloganını söylüyor: Tıkır, tıkır…
Onlar memlekette işlerin yolunda gittiğini ve ekonominin tıkırında olduğunu belirtiyor.( Birilerinin işlerinin tıkırında olduğu belli.) Peki, ne pahasına?
Sanayinin devleri işler “tıkır tıkır” derken, toplumun büyük bölümünün durumu ise adeta kaynayan bir kazan: Fokur, fokur…
İşsizlik, resmi rakamlara göre yüzde 13,4 oranla zirvede, (üstelik bu oranın daha da artacağı belirtiliyor), esnaf siftah yapmıyor, memur, emekli ve köylü zor durumda, bunlardan bir farkı olmayan işçi ise hak aramak için her gün sokaklarda.
En demokratik haktır, grev. Buna rağmen, demiryolu işçileri grev yaptıkları için işten atılıyor.
Tekel işçileri, işsiz kaldığı için eylem yapıyor. Onların da üzerlerine biber gazı sıkılıyor ve coplanıyor. Üstelik eyleme destek vermek için aralarında bulunan bazı milletvekilleri de aynı akıbete uğruyor.
İstanbul’da itfaiyeciler de işten atıldığı için eyleme başvuruyor. Yine aynı muamele ile karşılaşıyor.
Ne gariptir ki tüm bunlar “ demokratik açılım” dan sıkça söz edilen bir dönemde yaşanıyor.
Ve daha da vahimi:
Bursa’nın Mustafa Kemalpaşa ilçesi yakınından büyük bir patlama sesi duyuluyor. Bükköy maden ocağında grizu patlaması sonucu meydana gelen göçük, 19 işçinin hayatına mal oluyor.
Koca harflerle girişinde “önce emniyet” yazılı maden ocağında kazanın, işletme yetkililerinin gerekli emniyet önlemlerini almamasından kaynaklandığı ortaya çıkıyor.
19 işçinin ölümü, çalışanların ne derece kötü şartlarda olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Çalışanların yaşam hakkı, iş güvencesi ve grev hakları “demokratik açılımı” hiç ilgilendirmiyor.
Bu şekliyle de demokratik açılım, “demo” olmaktan, yani sınırlı ve süreli bir tanıtım gösterisinden öteye geçemiyor. Yalnızca aldatmaca bir gösteri olan açılım, “demo açılım” adıyla da tarihe geçiyor.
Her nedense, aklıma yeniden, Timur Selçuk’un “ Ekonomi Tıkırında” isimli ünlü şarkısının sözleri eşliğinde ekranlarda son günlerde sıkça yer alan “ Tıkır Tıkır” reklamı geliyor.
Sanayinin devlerinin bu reklamda yüzlerinin neden güldüğü ve işlerin neden tıkırında olduğu da artık açıkça anlaşılıyor: Görüldüğü gibi toplumun geniş bir kesiminin işleri tıkırında gitmediği için.
Bununla yazımın başında yönelttiğim “ Ne pahasına?” sorusu da yanıtını buluyor.
Ve kısacası:
Bazıları için tıkır tıkır işleyen bir ekonomide, demo açılımlarla kandırılan halkın demokratik hak ve talepleri, geçmişte olduğu gibi bugün de göçük altında kalmaya devam ediyor. |